Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan

Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan

Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan

Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan

Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan
Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan
Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu? | Kayhan Turan
KAYHAN TURAN

Dizde Gerçekten Sıvı Kaybı Olur Mu?

Dizde sıvı azalır mı? Diz ağrılarımın sebebi dizlerimdeki sıvı kaybı olabilir mi?
  • test :

Dizde sıvı azalır mı? Diz ağrılarımın sebebi dizlerimdeki sıvı kaybı olabilir mi?

Diz ağrılarına yönelik en yaygın endişelerden biri genellikle ‘’dizde sıvı kaybı’’ olarak bilinen durumdur. Gerçekte ise dizde sıvı kaybı söz konusu değildir. Diz sıvısı olarak bilinen sinoviyal sıvı yani eklem sıvısı, vücudumuzun doğal bir bileşenidir. Eklem sıvısı, kıkırdağı besler ve kayganlık sağlayarak rahat hareket etmemize olanak tanır. Ancak, diz ekleminde koruyucu görev yapan bu eklem sıvısının besleyiciliği ve işlevi zamanla azalabilir ve kıkırdak yapısı bozulabilir. Bu durum halk arasında ‘’dizlerde sıvı kaybı’’ olarak ifade edilse de eklemlerdeki sıvının azaldığını söylemek doğru olmaz. Aksine travmalarda, darbelerde, burkulmalarda, iltihaplı romatizmal hastalıklarda eklem sıvısında artış gözlenir. Eklem sıvısının özelliğini kaybetmesi, kireçlenme başta olmak üzere eklem hastalıklarının önemli nedenlerinden biridir.

Dizde sıvı kaybı olarak bildiğimiz bu durum aslında nedir, belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Diz Eklem Sıvısı ve Görevi

Dizlerimiz karmaşık bir makine gibi oldukça organize şekilde ve işbirliği içinde çalışır. Kemikler, tendon ve bağlar, kaslar, kıkırdak ve eklem sıvısının birlikte doğru şekilde çalışması sayesinde diz hareketlerimizi ağrısız ve rahatlıkla yapabiliriz. 

Yürümek, koşmak, merdiven çıkmak, çömelmek, oturup kalmak gibi günlük yaşantımızda farkına bile varmadan yaptığımız hemen her harekette diz eklemlerimiz görev yapar. Diz eklemi en hareketli eklem grubudur. Kaval kemiği ve uyluk kemiği birleşerek dizin ana eklem yapısını meydana getirir. Dizin bükülüp açılması ve dönme hareketleri bu eklemde gerçekleşir. Sağlıklı bir diz hareket ederken kemikler arasında sürtünme çok az olmalı veya hiç sürtünme olmamalıdır. Hareketlerimiz sırasında kemik yüzeylerini sürtünmeden koruyan ve hareket kolaylığı sağlayan yapılar ise eklem kıkırdağı ve sinoviyal sıvı yani eklem sıvısıdır.

Eklem kıkırdağı diz eklemine binen yükü dağıtır, ekleme esneklik kazandırır ve kemik yüzeylerinin aşınmasını önleyerek dizimizin uyum içinde hareket etmesini sağlar. Eklem boşluğu ise eklem sıvısı ile doludur. Eklem sıvısı, kıkırdak dokuyu beslerken aynı zamanda eklem yüzeyini kaygan hale getirir ve aşınmayı önler.

Dizin önden ve arkadan görünümü

Vücudumuzu çalışan bir makine olarak düşünelim; nasıl ki makine parçalarının aşınmaması için yağlama gerekiyorsa, vücudumuzdaki en büyük iki kemiğin birlikte çalıştığı diz ekleminde kemiklerinin birbirine sürtünüp aşınmaması ve ekleme zarar vermemesi için de eklem sıvısı gereklidir. Eklem sıvısının birincil görevi, eklemler için yastıklama ve kayganlık (yağlama) sağlamaktır. Aynı zamanda kıkırdak dokunun beslenmesini sağlar. Eklem sıvısında bulunan hyalüronik asit eklemin kayganlığını ve dayanıklılığını arttırır. Eklem sıvısı sayesinde hareket eden kemikler arası sürtünme azaltılır ve diz hareketleri zorlanmadan yapılır. 

Kıkırdak doku ve eklem sıvısının işlevi bozulursa diz eklemi gerektiği gibi korunamaz ve kemik yüzeyleri aşınarak kireçlenme (osteoartirt) meydana gelir. Dizlerde ağrı, şişlik, sertlik ve hareket kaybıyla birlikte bu belirtiler zamanla kötüleşebilir.

Sinoviyal sıvı vücudun doğal bileşeni olarak herkeste bulunur, fakat bazı durumlarda zamanla özelliğini kaybedebilir. Bu durum genellikle ‘’dizde sıvı kaybı’’ olarak bilinir ve vücut kaliteli sıvıyı yeterli oranda temin edemediğinde dışardan eklem içerisine enjekte edilmesi gerekebilir. Ancak eklem içi enjeksiyonların gerekli olduğu durumlar ve başarı oranı iyi değerlendirilmelidir.

‘’Dizde Sıvı Kaybı’’, Gerçekten Sıvı Kaybedildiği Anlamına Gelmez!

Halk arasında dizde sıvı kaybı olarak tanımlanan durum dizdeki eklem sıvısının yapısının değişmesi ve özelliğini kaybetmesidir. Sonuçta kemik yüzeyinde sürtünmenin artmasına ve kıkırdak dokunun aşınmasına yol açabilir. Kıkırdak kaybı görünür duruma geldiğinde, kemikler birbirine yaklaşıp eklem boşluğu daralmaya başlar. Eklem sıvısının yapısında oluşan bozulmalar hastaların yaşam kalitesini düşüren eklem hastalıklarının başlıca nedenidir.

Eklem sıvısı, çok kalınlaştığında veya çok ince olduğunda eklemleri koruyamaz, bu da kıkırdak hasarına ve kireçlenmeye (osteoartrit) yol açabilir. Kireçlenmenin ileri aşamalarında eklemi çevreleyen doku iltihaplanarak fazladan sinoviyal sıvı üretebilir ve bu da şişliğin artmasına neden olur.

Eklem Sıvısının Özelliğini Kaybettiğini Gösteren Belirtiler Nelerdir?

Eklem sıvısında bulunan hyalüronik asit ekleme dayanıklılık ve kayganlık kazandırır. Ancak hyalüronik asit devamlı aynı kalmaz, sürekli olarak parçalanır ve yeniden üretilir. Normalde, hyalüronik asidin parçalanması ile yeniden üretimi arasında bir denge vardır. Ancak kireçlenme gibi bir eklem hastalığı meydana geldiğinde bu denge bozulur ve parçalanma üretimden daha hızlı gerçekleşir. Sonuç olarak, eklem sıvısı incelerek işlevini kaybedebilir ve kıkırdak yavaş yavaş yıpranır. Hatta bazı yerlerde kıkırdak tamamen hasar görebilir. Sinoviyal sıvının yani eklem sıvısının incelmesi ve kıkırdağın yıpranması gittikçe artan kireçlenme belirtilerine yol açar.

Eklem sıvısında meydana gelen değişiklikler yaygın olarak diz ağrılarına neden olur. Diz ağrısıyla beraber dizde şişlik, sertlik, hareketlerde kısıtlılık meydana gelir ve bunlar hastaların yaşam kalitesini büyük ölçüde etkiler. İlerleyen dönemlerde hastalar; yürümek ve oturmak gibi günlük hareketleri yapmakta bile zorlanabilirler. Bu hareketler sırasında diz ekleminden kıtırtı şeklinde sesler gelebilir.

Peki, eklem sıvısının işlevini kaybetmesine yol açan nedenler nelerdir?

  • Yaşlanma: Artan yaşla beraber eklem hasarları sık görülmeye başlar. Genellikle ileri yaşlarda dizler aşınmaya daha yatkın hale gelir. Yaşlı bireylerde gençlere göre travmalar, düşme ve yaralanmalar daha sık görülebilir. Düşmeye bağlı travmalar da diz ekleminin yapısında bozulmalara yol açabilir.
  • Hareketsizlik: Dizde eklem kıkırdağının özelliğini koruması için hareket gereklidir. Hareketli bir diz eklemi, eklem sıvısının yapımını arttırır bu yüzden uzun süren hareketsizlik diz eklemini olumsuz etkiler.
  • Obezite: Aşırı kilolu olmak ekleme binen yükün artmasına neden olur ve eklem hasarı riski de artar.
  • Kas zayıflığı: Kaslar; ayakta durma, yürüme gibi fonksiyonlarda eklem üzerine binen yükün taşınmasında görev alır. Kas zayıflığı, diz eklemini yaralanmalara daha açık hale getirir.
  • D vitamini eksikliği: D vitamini, kemikler için en önemli vitaminlerin başında gelir ve güçlü kemiklere sahip olmamız D vitamininin yeterli miktarda alınmasına bağlıdır. D vitamini eksikliğinde diz eklemi olumsuz etkilenebilir.
  • Diyabet: Diyabet gibi metabolik hastalıklar vücudun normal işlevlerinde bozulmalara yol açar. Bu nedenle kireçlenme ve eklem sıvısının kalitesinin bozulmasında önemli bir risk faktörüdür.
  • Beslenme bozukluğu: Yemeklerde sağlıklı tercihler yapmak bağışıklığı güçlendirir, vücuttaki dengenin korunmasını sağlar. Sağlıksız bir beslenme, kemik ve eklem sağlığı için gerekli mineral ve vitaminlerin yeterli alınmamasına yol açar. Kemikler ve eklemler güçlendirilmezse, kolaylıkla hasar görebilir.

Ameliyat Dışı Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Diz eklem sıvısının özelliğini kaybetmesine bağlı olarak görülen kireçlenme ve diz ağrılarında ameliyat dışı tedavi denildiğinde egzersiz ve fizik tedavi önemli bir yer tutar. Sadece tedavi için değil eklem sağlığını korumak için de düzenli egzersiz yaparak aktif kalmak gerekir. Planlı ve programlı bir egzersiz sayesinde kas gücü artırılabilir. Kendinizi yıpratmadan ve yormadan uzman bir sağlık çalışanından egzersiz programı temin etmeniz kemik ve eklem sağlığınız için en iyisi olacaktır. Hareketsizlik, kemik ve eklemlerin en büyük düşmanıdır.

Dize Enjeksiyon Uygulamaları

Diz ağrıları için ameliyat dışı tedavi yöntemlerinden biri de eklem içi enjeksiyonlardır. Bu tedavinin amacı diz ekleminde oluşan aşınmayı ve sürtünmeyi engellemek, ağrı ve diğer yakınmaları azaltmaktır. Eklem sıvısı enjeksiyonu, ekleme kayganlık özelliği kazandırarak kemik yüzeyleri arasındaki sürtünmeyi ortadan kaldırmayı amaçlar. Eklem sıvısı enjeksiyonu, diz ağrılarına ve yakınmalara yardımcı olur, ancak kesin bir tedavi sağlamayabilir.

Dize enjeksiyon uygulamaları arasında çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Trombositten Zengin Plazma (TZP) ve Kök Hücre Enjeksiyonları; zedelenen menisküslere, bağlara veya tendonlara, gerekirse özel bir teknik ile kemik içine de uygulanabilir. Bu enjeksiyon yöntemleri doku iyileşmesini sağlayan doğal ve güçlü bir alternatif tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca dokuların tamir edilip, ağrının giderilmesi için eklem içine yüksek konsantrasyondaki şekerli serum enjeksiyonu yapılan Proloterapi ve yüzeysel bir enjeksiyon yöntemi olan Nöroproloterapi gibi yöntemler de bulunmaktadır. Bu enjeksiyon uygulamaları yenileyici ve onarıcı özellikleri sayesinde ağrıların giderilmesinde önemli alternatif yöntemlerdir. Ancak eklemdeki hasarın fazla olduğu ileri aşama kireçlenme olan durumlarda bu uygulamalar uzun süreli fayda sağlamayabilir ve ameliyat bir seçenek haline gelebilir.

Diz eklemi gün boyunca aşırı baskıya maruz kalır. Kıkırdak, menisküs, bağlar ve eklem sıvısı sürtünmeyi en aza indirerek diz ekleminin zarar görmesini engeller. Eğer bu önemli yapılarda hasar ve bozulma meydana gelirse, eklem sıvısının kalitesi ve besleyiciliği düşebilir. Bunun sonucunda, sürekli devam eden ağrılarla beraber hareketlerde güçlük ve kireçlenme belirtileri başlayabilir. Kemik ve eklemleri korumak için alınan önlemler ve güvenilir tedavi yöntemleri ile birlikte sağlıklı bir yaşama ulaşmak ve ağrılardan kurtulmak mümkündür.

‘Doğru’ bilgiye ulaşmak tedavi sürecinde sizi hem zaman hem maddi kayıplardan kurtaracak ilk adımdır. Sağlıklı bir geleceğe adım atmak için Op. Dr. Kayhan Turan ve uzman ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz. Randevu ve iletişim için bize ulaşın!

YORUMUNUZ

Arama Yap

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

Bülten Aboneliği

Online Randevu Alın